DERİN DİREKSİYON VE ESRARENGİZ ABD'Lİ

DERİN DİREKSİYON
Tamer KORKMAZ - Yeni Şafak

14 Kasım 2013…Üç yıl önceydi: Otomotiv dünyasının devlerinden İtalyan FIAT şirketi, yönetim değişikliğini ilan ediyor ve Agnelli Ailesi’nin varislerinden John Elkann’ın grubun başına geçtiğini haber veriyordu.
Böylelikle, 1976 doğumlu John Elkann FIAT’ın ‘en genç başkanı’ olma unvanını elde ediyordu.
New York’ta dünyaya gelen Elkann’ın babası Fransız Yahudisi gazeteci-yazar Alain Elkann’dır…
Annesi Margherita Agnelli’dir.
Yani, John Philip Jakob Elkann ‘Derin İtalya’nın baronu Gianni Agnelli’nin (1921-2003) torunudur.
FIAT’ın kurucusu Giovanni Agnelli ise Elkann’ın Gainni Dedesi’nin babasıdır.
John Elkann’ın kuzeni, 1975 doğumlu Andrea Agnelli Juventus Kulübü’nün Başkanı’dır…
Geçen ay Ünal Aysal’la Londra’da ‘Futbolun Liderleri’ konferansında buluşan Andrea Agnelli’den söz ediyorum…
Andrea Agnelli’nin babası Umberto Agnelli (1934-2004) FIAT şirketinin yönetiminde etkili bir isim olmasına rağmen Gianni Agnelli’nin gölgesinde kalmış bir portredir. 2003′de ağabeyinin ölmesinden sonra FIAT imparatorluğunun başına geçse de bu durum kısa sürmüş, 2004′te kanserden hayata veda etmiştir.
Uzun yıllar önce Umberto Agnelli de Juventus’un başkanlık koltuğuna oturmuştu. 1971 yılında Tofaş fabrikasının açılışını Mister Rahmi Koch ile birlikte yapmıştı.
*
Agnelli Ailesi’nin FIAT yönetimindeki bugünkü varisi John Elkann, İngiliz The Economist dergisinin sahipleri arasındadır.
Ayrıca Brookings Enstitüsü’nün üyesidir.
Brookings’te Kemal Derviş başkan yardımcısıdır.
FIAT’ın üçüncü kuşak patronu olan John Elkann, Rahmi Bey’in oğlu Mustafa Koç’un kankasıdır…
Elkann’ın, Tofaş’ı hatırlatarak ‘Koç Holding’le sağlam bir ortaklığımız var. Mustafa Koç’la hemen her konuda sıkça konuşuruz’ dediği medyaya yansımıştı. (Sabah, 3 Mart 2005)
John Elkann’ın yönetim kurulu üyesi olduğu The Economist Grubu’nun şu malum dergisinde, Yeni Türkiye’ye adeta ateş püsküren o kadar çok yayın icra edildi ki…
Hepsini bir araya getirsek ‘Ankara’dan Roma’ya oto yol olur!
Küresel krize rağmen, Türkiye ekonomisinin ayakta kalmaya devam etmesi, bu konuda örnek gösteriliyor olması The Economist’in asabını fena halde bozdu…
İngiltere’nin ekonomisi ciddi problemler yaşarken bu durumu görmezden gelen The Economist dergisi, Türkiye’yi büyük ekonomik riskler altında gösteren ve ‘Ha battı, ha batacak!’ algısı oluşturmaya çabalayan fabrikasyon yayınlar yapmaya bayılıyor.
12 Haziran 2012 genel seçiminden önce ‘CHP’ye oy isteyen’ de John Elkann’ın The Economist’i idi…
Eş zamanlı olarak ‘Derin Galatasaray’ İnan Kıraç ‘Seçimden CHP birinci parti çıkacak!’ diye kehanette bulunmuş ve Cumhuriyet yazarı Cüneyt Arcayürek’le iddiaya girmişti!
The Economist’in, hakkında ‘Sonu Menderes gibi olacak’ dediği Başbakan Erdoğan’ı ‘padişah kıyafeti’ ile gösteren bir ‘kolaj’ kapakla çıktığını, ‘Demokrat mı, sultan mı?’ başlığını attığını henüz unutmadık.
İngiliz dergisi Almanya seçimlerinde de Angela Merkel için oy istemişti. Merkel’i Türkiye’de baş tacı yapan da Doğan Medyası’dır.
Yeri gelmişken…
Rothschild Ailesi, Economist grubunda çoğunluk hisselerini elinde bulunduruyor.
*
Derin Amerika’nın baronu David Rockefeller’ın elinden (17 Ekim 2009) New York’taki törende ödül alan Mister Rahmi Koch, ‘İtalya Cumhuriyeti Yüksek Liyakat Nişanı’nın da sahibidir!
Oğlu Mustafa Koch’a ‘İtalya’nın Ekonomi Oscar’ı’ diye bilinen ‘Uluslararası Leonardo Ödülü’nün verilmesi mi, kocaman bir ‘tesadüf’tür!
Ödülün ilk defa bir Türk’e verildiği Milliyet’teki haberde yer alıyordu. (20 Şubat 2013)
Koç Ailesi’nin ‘mutemet adamı’ Ünal Aysal’a ait UNIT Grubu’nun büyük hissedarı olduğu Gebze’deki Yeni Elektrik Doğalgaz Çevrim Santrali’nin yüzde 40′lık hissesinin sahibi Ansaldo Energia şirketinin bir İtalyan şirketi olması da yine şahane bir ‘tesadüf’tür!
*
Geçen sezon Schalke maçı sonrasında Almanya dönüşünde Ünal Aysal’ın özel uçağında Sözcü’nün ‘Baba’sı Ertuğrul Akbay ile Mustafa Sarıgül de vardı!
Mister Rahmi Koch, 2012′nin Ekim’inde Mustafa Sarıgül’ü ABD’de görücüye çıkarmıştı da…
Sarıgül, Harvard Üniversitesi’nde ‘Kültürlerarası Diyalog, Ortadoğu Barışı, Yerel Yönetimler’ başlıklı bir konferans vermişti!
1980-1995 yılları arasında Harvard Üniversitesi İş İdaresi Fakültesi’nin dekanı olan John Mc Arthur 1999 yılından itibaren Koç Holding Yönetim Kurulu üyesi, yine Harvard’tan Prof. Walter Gilbert da Koç Üniversitesi Danışma Kurulu üyesidir…
Mister Rahmi Koch’la içtiği su bile ayrı gitmeyen Mustafa Sarıgül, geçen cumartesi Ankara’da CHP’ye törenle üye olduktan sonra, aynı günün akşamında İstanbul’da bir balık restoranında Amerikalı eski bir diplomat olan Richard Murphy ile görüştü!
Hele bir Mustafa Bey’in adaylığı açıklansın da…
The Economist’in ‘CHP’li Sarıgül için oy isteyen bir yayın yapması’ işten bile değildir!




ESRARENGİZ ABD'Lİ
Ergün DİLER - Takvim

Hep söylerim! Büyük haberler KÜÇÜK bir şekilde araya sıkıştırılır! Günlük hayatın içinde koşuşturan insanlar asla ve kat'a buna dikkat etmezler! Ayrı bir motivasyon ve yayının yapıldığı merkezi iyi tanımak gerekir! Bizim basında hiçbir şey tesadüf olarak sayfalarda yer almaz!
Televizyonlarımız daha o kadar AKIL ürünü olmasa da stratejik yayın yapan ve İsrail'le aynı yaşta olan gazetelerimiz vardır!
İşte okurlar için KÜÇÜK ama TÜRKİYE içinBÜYÜK sayılabilecek bir haber daha o gazetenin sütunları arasında kayboldu!
Kimsecikler görmedi! Üstüne gitmedi! Rüzgar gibi geldi geçti!
Haberin kahramanları CHP ve Mustafa Sarıgül'dü!Sakın Mustafa Bey'i çok önemsediğimi falan sanmayın! Ben onu ittiren ve arkasında yer alan gücü tanımlamaya çalışıyorum!
Türkiye asla kendi haline bırakılacak bir ülke değildir! Bu nedenle hesabı olanlar kesinlikle kenarda durup beklemez!
CHP, Mustafa Bey'in ayağına giderek "Partiyi size getirdik!" dedikten sonra önümüzdeki dönemde kimin ismini sıkça duyacağımız ortaya çıktı!
CHP kendi hür iradesiyle Mustafa Bey'in ayağına gitmedi!
Partiyi kucaklayan GÜCÜN isteğiyle bu gerçekleşti!
Kimdi bu güç?Mustafa Bey, CHP'yi kendine kattıktan sonra aynı gün kutlamayı BOĞAZ kenarında ünlü bir balık lokantasında yaptı!
Sarıgül'ün yanında CHP'nin AMERİKA'daki MUSEVİ LOBİSİYLE ilişkisini götüren ve çeşitlendirenFaruk Loğoğlu vardı! Hatırlarsınız Loğoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD Ankara Büyükelçisi Ricciardone'ye "Amerika'da muhatap bulamadık!" diye dert yanmasına tepki göstermişti!
Neyse...Sarıgül ve Loğoğlu o gece çok önemli bir Amerikalı'yı ağırladı! O isim CFR'nin (Council on Foreign Relations) Ortadoğu masası şefiydi! Richard Murphy dünyanın en etkili kuruluşunda2092 kayıt numarasıyla bulunan eski bir diplomattı!Harvard'i bitirdi, Cambridge'de doktora yaptı! Baba Bush, Reagan, Clinton ve son olarak da oğul Bush'a Ortadoğu konusunda DANIŞMANLIK yaptı! Özellikle İsrail, Hamas ve PKK konusunda hazırladığı çok özel dosyalarla biliniyordu!
CFR, Bilderberg ve Trilateral Komisyon'la birlikte dünyanın gücünün toplandığı merkezdi!
CFR'nin merkezi New York'tu! Harold Pratt House denilen yerde kuruldu! New York'un göbeğinde yani!
Sarıgül'ü o masaya gönderen bizim son BARON'du! Türkiye'de üç örgüte benim bildiğim TEK ÜYEolan bizim BARON, Bilderberg, Trilateral ve CFR üyesi olduğu için ÜÇ YILDIZLI olarak anılırdı!
Tabii Sarıgül'ün oraya gitmesi kadar karşıdaki insanın taşıdığı GÜCÜN önemi de çok önemliydi!
CFR dediğimiz kurumun kurucularına baktığınızda işin boyutu ortaya çıkıyordu!
Bank of America Merrill Lynch 
Chevron Exxon 
Goldman SachsHess Corporition 
JP Morgan Chase & Co Nasdaq OMX Group... 
"Bu kadar mı?" diye sorduğunuz zaman da MUSEVİ dev şirketlerin arkada olduğunu görürsünüz! 
Coca Cola'dan Citi Bank'a, Standart Chartered Bank'tan Lazard ailesinin şirketlerine kadar geniş bir yelpaze sınırsız destek verir!
İşte bu devler Türkiye için SAHAYA bizim BARON'un hazırladığı SARIGÜL'ü sürdü! Darbe olmayınca, cuntalar iş yapmayınca, Türkiye hızla Ortadoğu'yu ele geçirince bir isimde anlaşmak durumundaydılar! 
Öyle de oldu!Kemal Bey istemese de razı oldu! Bunu göstermek için de kahvaltı ısmarladı!
Bu tabloya bakınca CHP'nin kimlerle yürüdüğünü anlamak çok daha kolay!
CHP'nin karşı çıktığı ne kadar nokta varsa eksiksiz büyük MUSEVİ sermayesi de onaylıyordu! Hem Türkiye'ye hem bölgeye bakışlarında inanılmaz benzerlik vardı!
Tabii bunu çok kişi bilmez! Dediğim gibi gazeteler yazmazsa nereden bilecekler!
İşte CHP ve Sarıgül'ü yanına alan güçler şimdi açıktan gelmeye başladı!
Amerika'da yaşayan ünlü bir TÜRK işadamı da her yerde "Ülkeyi bunlardan kurtarın!" diye feryat ediyor ve bu güçle Sarıgül'ü buluşturuyordu!
Türkiye, Türkler'e bırakılmayacak kadar önemli bir ülkeydi!
Bu nedenle Sarıgül, 3 saat Murphy'le görüşüyordu!Konu Ortadoğu, haliyle Türkiye idi!
Ve "Türkiye'yi Türklerden kurtarmak" da galiba toplantının ana konusuydu!
Öyle ya!
İsmini sıraladığım güçler hiç BİZİ BİZE bırakamadı!
Şimdi CHP'ye gönülden bağlı olanların düşünmesi gerekmez mi!
Partilerinin aslında DIŞARIDAN yönetildiği akıllarına gelmez mi?
"Deniz Bey'i götüren, Kemal Bey'i getiren güç şimdi de Sarıgül'ü mü sahneye çıkarıyor?"diye sormaz mı!
Ben soranı görmedim!
Herkes DUYGUYLA, ÖFKEYLE oturup kalkıyor! Ve asıl konuşulması gereken gerçeklerin üzeri örtülüyor!
Bu da sadece bizim buralarda oluyor!
Garip değil mi? 
"Cumhuriyet'i böyle mi koruyacağız?" diye sormadan edemiyorum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder