19 Aralık 2013 Perşembe

Sevinen Taraf

Sevinen Taraf 

Son günlerde olan gelişmeler Osmanlı'nın son dönemlerinde çıkan yeniçeri isyanlarını hatırlattı. Devlet içindeki bazı bürokratlar ve belli ülkelerin kışkırtma ve desteği ile çıkan isyanlar. . Yeniçeriler isyan edince bir ya da bir kaç devlet büyüğünün kellesini almadan isyanı bitirmezlermiş. Kendilerince padişahı dize getirirler ve yine başıbozukluğa devam ederlermiş. Ta ki İkinci Mahmud'a kadar. 

Yapılan bu operasyonlarda da amaç gayet net: "İstersek 3 bakanını alırız, akıllı ol. Kolay para kazanma merkezlerimize elini uzatıp, devlet içinde istediğimiz kişileri istediğimiz kadrolara yerleştirememenin cezası olarak 3 bakanı ver, sonra da diğer isteklere de boyun eğ."
Ha birde ulufeye zam yap diyebilirler. 
Başbakan her zamanki gibi dik durup ekibine sahip çıkınca daha çok saldırıyorlar. Tabiri caizse bakanların kellesini almaya çalışıyorlar.

Şimdiye kadar kapalı kapılar arkasında yapılan tehdit ve şantajlar yüzünden gerilim yaşanıyordu. Şimdi o tehdit ve şantajları yapanlar ellerindeki kozları masaya koymaya başladı. Kasetler, devlet içi çetelerle yapılan kanun dışı operasyonlar ... Vs. ABD ve İsrail'in emellerine hizmet eden, Türkiye düşmanlarından başkasına faydası olmayan bu saldırılar daha başlangıç. Bundan sonra daha çirkin saldırıları hep beraber göreceğiz. Müslümanlığımızın gereği maddi, manevi yardım ettiğimiz kardeşlerimizi kullanarak yine müslümanlara zarar veren siyonist oyununu izleyeceğiz. 

Peki neden bu bakanlar ?
Ilk defa yazıyorum, zamanında 80 kaymakam kadrosunun tamamını almazlarsa o zamanki İçişleri bakanının kellesinin istendiğini duymuştuk.  Bu 3 bakan, devlet içinde kadrolaşma savaşı veren cemaate en çok direnen bakanlar oldukları için mi hedef oldu ?
 
Hasan Cemal'in bugün ki yazısı tam da bu cihette yerine oturmuş. Başbakan Erdoğan'ı tarif ederken tahayyülümüzde oluşturmaya çalıştığı korkunç bir şahsiyet. Böyle bir tahayyülü oluşturunca, okuyucuyu o korkunç şahsiyete karşı cephe aldırmak kolay olsa gerek. Kalem oyunlarının iyi kullanıldığı bu yazı da özetle Başbakan'ın 3 bakanından vazgeçmesi gerektiğini söylüyor. Yani bakanlar üzerinden hükümete saldıranların, şimdilik istediklerinin yapılması gerektiğini yazmış. Eğer bu istek olursa, sonraki istekler için yeni yazılar gelecektir. Devlet içinde devletten gizli yürütülen operasyonların kamuoyunda istenen etkiyi oluşturması için, medya desteği de sonuna kadar kullanılıyor. Aslında yazıyı yazan Başbakanın dik durmakla ne kadar haklı olduğunu da ortaya koymuş. 


En büyük duam; Rabbim, bu fitnecileri görmek için tüm müslümanlara feraset ihsan eyle. Bilmeden bunları savunan, arkalarından giden, onlar için çalışan kardeşlerimin gerçeği görmesine yardım et. Cahilliklerinden dolayı onları affet. 


Bu operasyonlara sevinen tarafın kim olduğuna bakarsak bunları kimin tertiplediğini görebiliriz. 

16 Kasım 2013 Cumartesi

Büyük Doğu Dergisi Yolsuzluk İddiaları Hakkında

"Bütün aldıklarımı, mücadelesini ettiğim yolda harcadım. Ve sadece harcamakla kalmayıp, evimdeki eski koltuk ve halılara kadar da bu uğurda satmaya mecbur oldum. Zira Adnan Beyin "bir kere başla, sonu gelir" diye ettiği her yardım, Demokrat Parti iktidarının menfî kutbu tarafından engellenince, kendisine bir ev yaptırılmaya başlanıp, birinci katı çıkmadan yüzüstü bırakılan bîçare gibi, elimdekini avucumdakini sarf etmeğe, üstelik büyük bir borç altına girmeye mahkum oldum. Yani örtülü ödenekten bana verilen paralar, şahsıma bir şey getirmek yerine, benim bütün imkanlarımı yedi, bitirdi ve neyim varsa götürdü. Böylece Adnan Menderes, örtülü ödeneğiyle beni kullanmış değil, asıl ben onu idealim uğrunda kullanmaya teşebbüs etmiş, fakat iradesiz ve sebatsız karakteri yüzünden muvaffak bulunmuş olamıyorum. Benim, bir dava uğrunda bir nevi vergi hakkiyle alabildiğim, reklam parasına bile yetmez, gülünç meblağlara karşılık, kendisinden milyonlar devşirip şimdi gözünü oymaya bakan, Büyük Doğu'yu örtülü ödenek beslenesi olmakla suçlayan ve hesap vermeğe davet edilmeyen bazı gazetelerin hali, masumluk ve ulviliğimizin ters tarafından mükemmel bir ifadesidir."

Necip Fazıl KISAKÜREK